DAYANIKLILIK ANTREMANININ

TEORİK  VE PRATİĞİ

       

Gül Tiryaki, Deniz İnal, Levent İnce

 

     Sportif antrenmanın temeli  yüklenme prensibine dayanır. Yüklenme prensibi belirli bir zaman  diliminde yapılan yüklenme şiddetinin artırılması ve sonuç olarak ta kas kuvvetinin ve dayanıklılığın geliştirilmesidir. (4) Sporcuya uygulanan yük eğer yavaş geliştirilmezse veya artırılmazsa ki bu antrenmanda uygulanan koşunun süratlinin hızlandırılması yada kaldırılan ağırlığın artırılması şeklinde olabilir, sporcunun antrenmana  uyumu sağlanamaz. Aynı zamanda antrenmana uyum sağlamaya zaman bırakmayacak kadar hızlı arttırılan yük ve antrenman şiddeti de performansı iyileşmeyip, daha kötüye gidebilir.

    Geçmişte antrenman terminolojisinde, sürat ile birim zamanda uygulanan kuvvet ve dayanıklılıkla da gücün  ilişkilendirildiği   yanlış bir kanı vardı.

    Dayanıklılık, yorgunluğa dayanma yeteneği olarak tanımlanır, fakat egzersiz fizyologları, 800 m yarışında veya maraton yarışının sonunda hissedilen yorgunluğun birbirinden farklı biyokimyasal etmenlerden kaynaklandığını kanıtlamışlardır (7).  Böylece dayanıklılığın çok sayıda etmene bağlı olduğu anlaşılmış ve bu etmenlerin büyük ölçüde sporcunun katıldığı aktivite ve o sporda öncelikli olarak kullanılan aerobik yada anaerobik enerji kaynakları tarafından belirlendiği açıklanmıştır.

    Orta şiddetteki uzun mesafe koşularını gerçekleştirme becerisinin dayanıklılık etmenlerinden kaynaklandığı kabul edilebilir, fakat aynı mantığı daha kısa mesafelerde kullanılması hataya neden olacaktır.

   1 dakika 49 saniyelik bir 800 m koşusunun hıza bağlı olmadığını kabul etmeliyiz

çünkü mesafeyi 100 m lik bölümler halinde incelediğimizde, her bölüm ortalama 13,5 sn lik  hızda koşulduğunu görürüz bu hız birçok sporcu tarafından kolayca erişebilecek bir hızdır. Sporcuların büyük bir bölümünde bu hızda3 yada 4 kez koşabilirler. ancak 8 kez aynı hızda koşma birçoğunun kapasitesini aşacaktır. Bu nedenle, bu aktiviteyi uzatmak (yani her 100 m yi  13,5sn de koşmak) maraton koşusundan çok daha farklı bir dayanıklılık fonksiyonudur. Benzer düşünceler 5000 m lik yarışın sonunda da hızlı bir bitirme becerisini değerlendirmede de kullanılabilir.

   Dayanıklılığın birden fazla tipi olduğu kabul edilmiştir(5). Bunlar:

  Aerobik Dayanıklılık : Solunulan o 2 nin mümkün olduğunca büyük bir kısmını yeterli biçimde kullanabilme kapasitesi.

   Kuvvette Dayanıklılık: Kas kasılma kuvvetinin niteliğini uzayan süre içinde sürdürme kapasitesi.

   Süratte Dayanıklılık: Dayanıklılık faktörleri ortamında,kas kasılması hızını koordine etme yeteneği.

   Bu etmenlerin ne kadarı genetik olarak belirlenmiştir ve ne kadarı artırılabilir? bu becerilerin büyük bir kısmı  laboratuar şartlarında ölçülebilir. Ancak kendi içinde bazı problemler çıkabilir. Ortaya çıkan bu sorunlara cevap bulmak şimdilik mümkün değildir

   1.sabit tempoda koşu (150 kalp atım sayısı)

   Astrand (1968) iyi sonuçların vo2 max'ın %60-65'ine karşılık gelen hızda 60 dk ya da daha uzun (maksimum hızının % 80-85 i) koşmayla elde edilebildiğini kanıtlamıştır.

  2. Uzun interval koşu(180/120 kalp atım sayısı)

   Bazı araştırmacılar bunun kullanımını 400 m'ye kadar ve 400 m'yi içeren mesafelerde sınırlamasına rağmen, arsland ve rodahl (1970) maksimum hızın %80 ninin 3-5 dk kullanılmasıyla  daha fazla yarar sağlayacağını düşünmektedir.3 dk süresince maksimum koşulabilen bir mesafe seçilir  ve tekrar aralarında eşit süreli dinlenme verilerek,bu mesafe 3 dk 24 sn olarak birçok kez koşulur.

   Sabit koşunun peripheral dolaşım  ve kas kapillarizasyonunda,uzun interval koşunun kardioresprituar fonksiyon üzerinde daha büyük bir etkisi olduğu için, Antrenman programına her kategoriden bazı koşuların dahil edilmesi uygun görülmektedir.

Her iki tip deki çalışmada da eritrosit ve hemoglobin düzeyinde artış elde edildiği gözlenmiştir (7).

   Böylece,antrenman programlarında bu tipteki koşuları uygun oranlarda kullanan sporcuların çoğunda hemoglobin düzeyleri normal yada normalin üzerindedir.

 

SÜRATTE DAYANIKLILIK

   Daha önceki tanımlama hatırlanırsa,bu özelliğin 800 m için çok önemli olduğu görülür.süratte dayanıklılık en iyi şekilde aşağıdaki gibi geliştirilir(1).

   1.yarış mesafesinden%10-20 daha uzun mesafede sürat koşulur.

   800 metre için bu mesafe 880-960 m'dir ikiden daha fazla tekrarın yapılması çok zordur. Tekrarlar arasında tam bir toparlanamaya gereksinim olabilir. Örneğin:1 dk 49 sn lik 800 m koşucusu için20 dk toparlanmayla 2 dk 8 sn'de 2*900 m

   2.maksimumun %90 95 inde şiddetli intervaler.

  Yarış mesafesinin 2/3'den 2 katına kadar 3-5 set koşu

 800 m. için 500-1600 m koşular.örneğin:1dk 49 sn lik koşucu için 2 set'lik 90 95 sn 3*600 m.

  Tekrarlar sonrasındaki toparlanmalar ve setler koşucunun o anki durumuna göre değişir.

  Hemoglobin düzeylerinin bu tip bir antrenmanla azaldığı düşünülmektedir.Hemoglobin düzeylerine ait etkileri nedeniyle süratte  dayanıklılık koşularının her 2 tipinde kullanılması önerilir.

 

    AEROBİK DAYANIKLILIK

    Aerobik dayanıklılık maksimum o 2 tüketimiyle (vo 2 max) ölçülebilir.bu fonksiyonun ölçümü standardize edilmez. ancak kalp atım hızına dayanan hesaplama yapıldığında maksimum düzeyler hakkında tahminde bulunulabilir(6).

   Muhtemelen solunulan ve dışarı atılan gaza dayanan ölçümlerin kullanılması daha doğrudur.ancak bu yöntem douglas bağ ve daha pahalı ölçüm tekniklerinin kullanılmasını gerektirir. Bisiklet ergonometresinde elde edilen değerler,genellikle, koşu bandından elde edilen değerler daha düşüktür. Sürenin uzunluğu ve submaksimal aktivitenin düzeyi genel bir fikir birliğinin olmadığı değişkenlerdir.

  Laboratuar yapar (fakat iyi kontrol edilmiş) bir ortam olduğu ve sporcuların kişiliklerine göre farklı reaksiyonlar gösterebilecekleri hatırlanmalıdır. Antrenörler astrand rhyming nomogramlarıyla, modifiye bir harvard step testi kullanılarak doğru bir vo 2 max testi yapa yapabilirler. vo2 max'ın en iyi ifade biçimi ml/kg/dk dır( yani vo2 max'ın vücut ağırlığıyla bağlantılı olarak ifade edilmesidir).

   Vo2 max değişik zaman periyotlarında, değişik maksimum yüzdelerini başarma becerisi ölçmez. Ancak, şimdi mantıklı tahmin yapmak için, farklı mesafelerdeki koşunun enerji tüketimi hakkında yeterli  verilere sahibiz. Birçok otorite antrenmanın genetik olarak belirlenmiş değerlerinden %25 lik bir artışla izin vereceğine inanır.

   Muhtemelen en fazla gelişen ise maksimum kapasitenin yüksek bir       yüzdesinde uzun süre fonksiyon yapabilme yeteneğidir. Ancak aerobik dayanıklılığı artırmak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.

 

    KUVVET DAYANIKLILIK

     Bu nitelik, en iyi aşağıdaki  yöntemlerle gelişir (1,6)

     1. 150-250 m yokuş yukarı koşular (15% dereceye meyilli)

     3-5 set halinde yapılır. sporcunun kondüsyonuna göre 2...3..5dk toparlanma verilir.

     2. Kumda  koşu,

     Bu tip antrenmanda hemoglobin düzeyinin azaldığı düşünülmektedir.

     Çeşitli antrenman tipleriyle oluşan bu biyokimyasal ve hematolojik değişikliklerin adaptasyon sürecinde bir bütün olarak anlamlı yararlar sağladığı belirtilmektedir. Herhangi bir sportif aktiviteyi özelikle orta mesafe aktivitelerin  tamamen aerobik yada anaerboik olarak ifade etmek yanlıştır.Özelikle 800 m de yarış sırasındaki koşularla başa çıkmak için,antrenman sırasında yüksek düzeyde laktik asit deneyimi yaşamak gerekir.Hemoglobin düzeyinin azalması, eritrosit üretimindeki artış uyarmak için gerekli olabilir.iyi dengelenmiş bir antrenman programı, bu daha komplex sistemi antrene etmeden önce genel bir(aerobik) kondüsyon temeli oluşturur. Ayrıca düşük ve orta şiddete ki yüklemelerin ve orta ve yüksek şiddete ki yüklemelerin birleştirilmesinde süreklilik sağlar.

     Antrenmanın yanlış uygulanması  aşırı yüklenmeye  ve lokal sistematik düzeydeki uyum mekanizmalarının çökmesine neden olur ve sıklıkla sakatlanmayla sonuçlanır. Bu nedenle, antrenör antrenman yükünü  sporcunun uyum yeteneğine göre uygulamaya özel bir dikkat göstermelidir. sinirlilik, uykusuzluk, antrenmana uyum sağlayamama, iştah kaybı ve enfeksiyon şüphesi  gibi erken belirtiler çok fazla stres uygulandığının göstergesidir.

   Antrenör sportif katılım bitiren faktörlerin farkında olmalıdır. Okul sınavları, kişisel problemler ve mesleki sorumluluklar antrenman yüklerine eklenerek, sporcunun başa çıkabileceğinden daha fazla sterse neden olabilir. Antrenör sakatlık ve hastalıkları önleyici  bir faktör olarak dinlenmeyi ve aynı zamanda  daha büyük  fonksiyonel kapasite  yaratmak için yüklenme prensibini uygun biçimde kullanmalıdır.

 

 

KAYNAKLAR

1. Alford, j.middle and long distance tarning. the atletics coach 3:7-12,1979

2. Astrand. degree of strain druning building work as related to individual aerobic work capacity. ergonomic 10:293, 1068

3. Astrand and rohald text book of work physiology, newyork mc graw hill pubising co pp 420-421 1970

4. Bompa t.o. theary  and methodology of traning. dubuqe, kendall hunt publishing co. pp 290 295 1990

5.Costill, dl w.w. fink and m.l. pollock muscle fiber composition and enzyme activities of eltte distance runners. med.sci sports exercise 8: 96- 100 1976

6 Holman  r  the theroy and practice of endurance traning . theatletic coach . activities  of  elite distance runners  med. sci . sports exercise 8: 96-1000

7.Komi,p.v. a. ıto .b. sjodin, r. wallendestein and j. karlsson, muscle metobolism, activities of elite distance runners. med. sci sports exercise, 8: 96-100 976

 

Yayına Hazırlayan : Cihan BAKIR